Süper Lig’in 4. haftasında Vodafone Park’ta ilk 3 maçta 4 puan toplayan Beşiktaş ile son haftayı bay geçen ve ondan önce çıktığı 2 karşılaşmada 1 puan toplayabilen Gençlerbirliği karşı karşıya geldi. Gerek Avrupa’da aldığı üst üste yenilgiler, gerekse ligdeki kötü gidişat sebebiyle zor günler geçiren Beşiktaş’ta bu maçta da yüzler gülmedi. Transfer açısında yaşanan problemler ve taktiksel anlayıştaki noksanlıklar Beşiktaş’ı bu dönem yıpratacak gibi görünüyor.
Kadro yapısı ve planlama
Beşiktaş bu sezon çıktığı 6. resmi maçında da farklı bir merkez orta saha üçlüsü ile sahaya çıktı. Josef savunma önünde oynarken onun önünde Dorukan-Atiba ikilisini izledik. Kanatlarda ise Konya maçının tek golünü atan Gökhan ve Boyd oynadı. Stoper ikilisi olarak son maç kötü bir performans sergileyen Vida yerine Welinton ve Montero forma şansı bulurken, sol bekte de N’Sakala yerine Rıdvan oynadı.
Konuk ekipte ise Stancu’nun tek forvet olduğu maçta kanatlarda Sefa-Candeias ikilisi görev aldı ve bu üçlü çabukluklarıyla savunmayı maç boyunca yıprattı. Savunmada ise özellikle Diego Angelo tecrübesi ve pasörlüğüyle maça damga vuran isimlerden oldu. Mert Nobre’nin meslektaşına göre takımını bu maça çok daha iyi hazırlandığını söyleyebiliriz. Tabi ki geçen hafta maç yapmamaları, dolayısıyla bu maça hazırlanmak için 2 haftalık süreleri olmalarının da bunda payı vardır.
Kadro tercihi açısından sezon başı olmasına rağmen Sergen Yalçın’ın bu kadar arayışta olması transfer eksikliğinden çok daha öte vahim bir olay. Çünkü bu değişken isimler birbirlerine benzer profilde oyuncular da değiller. Rio Ave maçında Oğuzhan-Dorukhan-Ljajic orta saha kurgusu ile oynayıp, bu maçta Josef-Atiba-Dorukhan’la oynamak henüz Beşiktaş’ın bir oyun kurgusunun olmadığını ve yeni kamp yapmalarına rağmen oyun anlayışının oturtulamadığını gösteriyor. Bu durum o oynasaydı, şu oynasaydı tartışmalarından çok daha derin bir konu. Farklı bir 11 tercihi yapılabilir, hatta maç bu oyuna rağmen kazanılabilirdi. Ama problem 3 puandan çok daha öte bir seviyede. Beşiktaş maç boyunca ne savunmada, ne hücumda organize bir aksiyon gösteremedi. Kaybettiği ve berabere kaldığı maçların tümünde %60’dan fazla topla oynadılar ve sadece 3 puan aldıkları Trabzonspor maçında %50 topa sahip oldular. Bu istatistik bile Beşiktaş’ın set oyununda ne kadar zayıf olduğunu gösteriyor. Nitekim Beşiktaş’ın bu sezonki pozisyonlarının da çoğunluğu presle kazanılan geçiş hücumlarında sonucunda geldi. Özellikle Süper Lig’de oynadığı maçlarda mecburen topa sahip olmak zorunda kalacak olan Beşiktaş’ın set oyunundaki bu plansızlığı gelecek için çok iyi işaretler vermiyor.
Mert Nobre’nin kötü bir başlangıç yapmasına rağmen bu maça 2 haftalık süreçte iyi hazırlandığını ve rakibini iyi analiz ettiğini düşünüyorum. Özellikle Konyaspor maçında Konya’nın 4-4-2 ile kompakt bir şekilde rakibi karşılaması ve pas kanallarını rahatlıkla kapatması dikkatini belli ki çekmiş. Aynı şekilde rakibini disiplin ve yüksek konsantrasyon ile karşılayan Ankara ekibi topu hızlı dolaştıramayan ve savunmanın dengesini bozacak hiçbir yaratıcı oyuncuya sahip olmayan rakibine karşı defansta zorlanmadı. Beşiktaş’ın kadro tercihi ile oluşan statiklikte buna tuz biber olmuş oldu. Üst düzey oyunculara sahip olmasalar da maçın tartışmasız galibiyeti hak eden tarafı oldular. Rakibini resmen ezberlemiş olan oyuncular çok organize geçiş hücumları da gerçekleştirdiler. Pas tercihleri ya da kaliteleri doğru olsa skor daha farklı olabilirdi.
Josef’in takıma katılması ile savunma arasına hatta zaman zaman sol tarafa gelerek geri hattı üçleyen Beşiktaş’ta geriden oyun kurarken Gasperi’nin 3-4-3’ü tarzı iç bölgelerde oluşturulan dörtgenler göze çarptı. Takım geometrisi olarak sadece bu benzerliğin oluştuğunu söylememiz gerekir. Pas temposunun düşüklüğü ve takımdaki hareketsizlik bu yapıyı daha da işlevsiz kılan etkenlerdendi. Geçen hafta oynanan Konyaspor maçındaki gibi kompakt bir 4-4-2 ile rakibini başarıyla savunan Nobre’nin öğrencileri, ilk yarıda top kaybı ile gerçekleşen geçiş hücumunda Gökhan’ın kaçırdığı pozisyon dışında rakibine şans tanımadı.
Hücumdaki plansızlık
Yukarıdaki sekansta ender gerçekleştirilen pasla penetrasyonda, pas opsiyonu yaratmada ve doğru pozisyon almada Beşiktaş’ın ne kadar plansız ve çalışmamış olduğunu gösteriyor. Pas almak için boş alana çıkmak yerine ceza sahasında yan yana top bekleyen 3 Beşiktaşlı ve boş sağ koridoru arka direk koşusu ile değerlendirmeyen Necip oyun planı açısından bize çok şey anlatıyor.
Ön alan presi ve geçiş oyunu
Bu pozisyonda ise Beşiktaş’ın bu kadro yapısıyla iyi yapmaya daha uygun olan ön alan presini görüyoruz. Adam odaklı ön alan presinde rakibi hataya zorlayan ev sahibi ekip bu oyunu rakibin topla az oynamasından dolayı maç boyunca çok sergileyemedi. Lakin top Sergen Yalçın’ın öğrencilerine geçtikten sonra yine plansız bir geçiş oyunu sergilediler. Atiba, Aboubakar’ın kazandırdığı topta geçiş oyununun temel prensibi olan hızlı karar alma ve uygulama konusunda ne kadar hazırlıksız olduğunu gösterdi. Ceza yayı önünde boş olan Gökhan’ı görmekte geç kalıp etki alanı dışındaki bölgeye pas tercihi yapıyor ve bu önemli atak top kaybı ile sonuçlanıyor.
Bu oyunu oynamaya daha yatkın olan Beşiktaş’ın kısa vadede özellikle derbilerde ve hedef maçlarda daha etkili olabileceğini düşünüyorum ancak favori çıktığı ve rakibin kapanacağı maçlarda sıkıntı yaşama ve pozisyon üretememe şansları yüksek.
Savunma aksaklıkları
Siyah Beyazlıların hücum planı ile birlikte savunmada da aksaklıklar ve uyuşmazlıklar göze çarptı. Sürekli değişiklik yapılan savunma dörtlüsü bir uyum yakalamaya çok uzak görünürken adam ve alan paylaşmada kopukluklar yaşandı. Yukarıdaki görselde atak başlangıcında tek bir hareketle 3 Beşiktaşlının oyundan düşüşüne şahit oluyoruz. Devamında ise ceza sahasında 4v2 sayısal üstünlüğe rağmen Welinton’un Montero ile mesafesini ayarlayamadığını ve Necip’in de Welinton ile mesafesini daraltmadığını görüyoruz. Ligimizin etkili golcülerinden Rumen forvet Stancu bu alanı iği değerlendiriyor ve devamında maçın tek golünü kaydediyor.
Yine savunmada Necip-Welinton kanadından gerçekleşen hücumda, savunma hattının tek pasta nasıl darmadağın olduğunu görüyoruz. Atak başlangıcında Necip’in topa daldığını ve arkasına sarkan Sefa Yılmaz’ı takibi bıraktığını görüyoruz. Maç boyunca Sefa bu kanadı çok iyi işledi ve sol kanattan gelişen tehlikelere önderlik etti. Bu pozisyonda pası daha sert ve isabetli verebilseydi atak ev sahibi adında çok daha şekilde sonuçlanabilirdi.
Maç boyunca bu tarz çok sayıda sekans yaşandı ve bu koridoru Stancu ve Sefa ile konuk ekip çok iyi kullandı. Diego Angelo gibi savunmada usta bir ayak olmasını iyi değerlendiren Gençlerbirliği, geriden oyun kurarken zaman zaman görseldeki gibi etkili uzun toplarla geride boşluklar yakaladı.
2.yarı ve değişiklikler
2. yarıya Mensah/Dorukhan değişikliği ile başlayan Sergen Yalçın statik orta saha yapısını delici ve yaratıcı bir oyuncu ile yeniledi. 63. dakikada ise Güven ve Larin oyuna girdi. Bu değişikliklerle oyunda Beşiktaş taze kanlarla biraz daha etkili oldu. Fakat plansızlık aynı şekilde devam etti. Ataklar daha çok Güven’in ve Larin’in hareketliliği ile gelişen bireysel ataklardı. 77.dakikada ise Ljajic ve Hasic oyuna girdi.
Konuk ekipte ise 68. dakikada oyuna Ayite ve Mustafa girerken çıkan isimler günün etkili ismi Sefa ile Furman’dı. 77. dakikada ise tek golün sahibi Stancu yerini Sio’ya bırakırken dakikalar 83’ü gösterdiğinde Halil oyuna dahil oldu.
Nobre’nin öğrencileri 2. yarıda bireysel beceriyle hücumda etkili olmaya çalışan Beşiktaş’ı 4-4-2 dizilişi ile kompakt bir şekilde karşıladılar. İyi bir savunma performansı gösteren Ankara temsilcisi, özellikle hızlı hücumcularıyla yarattığı geçiş oyunları sayesinde fark yarattı.
Genel değerlendirme
Ligin başlangıcında Beşiktaş’ın rakipleri Galatasaray ve Fenerbahçe’nin iyi ya da kötü belli bir oyun planı olduğunu gözlemleyebiliyoruz. Bu planlar doğrudur/yanlıştır tartışması bir yana ortada bir yapı var. Ancak ne yazık ki Beşiktaş için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Açıkçası ben bu değişken ilk 11 rotasyonunda nasıl bir oyun planı olduğunu 4. hafta ve oynanmış 2 Avrupa maçı itibari ile anlayabilmiş değilim. Burada tartışacağım nokta salt oyuncu tercihlerinden ziyade değişen her bir oyuncunun bambaşka profilde isimler olması. Yazının başlangıcında bahsettiğim gibi Rio Ave maçındaki orta saha üçlüsü ile bu maçtaki üçlü sadece isim farklılığı barındırmıyor. Ya da sol bekte savunmacı N’Sakala ile oynamak ile daha ofansif ve hücum katkısı olan Rıdvan ile oynamak maç planı adına sadece isim değişikliği değil. Bu aynı zamanda oyun anlayışını ve kurgusunu da etkileyen değişimler. Bu karşılaşmada 3 savunmacı ve dinamik orta saha oyuncusuyla oynamak farklı bir oyun planı gerektirirken Avrupa maçındaki Oğuzhan-Ljajic-Dorukhan üçlüsü bambaşka bir oyun planı gerektiriyor. Şahsi görüşüm Beşiktaş’ta önce taktiksel oyun planının netleştirilip ona uygun kadro kurulması gerektiği yönünde. Aksi halde oyuncu performansına bağlı tercihlerle Siyah Beyazlılar sezonu kaybetme yönünde ilerleyecek. Hazırlık döneminde tam olarak ne kurgulandığı, nasıl bir oyun oynanmak istendiği benim nezdimde çok anlaşılamadı ve çok iyi çalışılmış gibi de görülmüyor.